Cinsel terapist Sarı: Asıl sorun cinselliğin yok sayılması

Evrim Kepenek
Facebook Twitter Google

Sosyal medyada cinsel terapi alanındaki paylaşımları dikkat çeken klinik psikolog ve cinsel terapist Seda Sarı’nın işi bir hayli zor.

Bu zorluğun nedeni sadece paylaşım yaptığı alanın “tabu” olması değil. Sarı, aynı zamanda baş örtüsü kullanan, İstanbul, Ankara gibi metropol bir kentte değil, Van’da mesleğini yapmaya çalışan bir kadın.

Zaman zaman da sosyal medyada henüz linç boyutuna varmayan ama çok sert tepkilerin odağında oluyor.

Mesleğin zorluklarını ve sosyal medyada deneyimini bianet’e anlatan Sarı, “Cinsellikle ilgili her şeyi daha sesli ve daha bilimsel konuşmak, insanların bu konularda yaşadığı sorunları yok saymak yerine çözüm üretebileceğine dair bir alanda olmak istedim” diyor.

Öncelikle sizi tanıyalım?

Klinik psikolog ve cinsel terapistim. İstanbul Aydın Üniversitesi Psikoloji bölümü mezunuyum. Mezun olduktan kısa bir süre sonra Gelişim Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisansına başladım. Eğitimi süresi boyunca çeşitli yerlerde staj yaptım ve eğitimler aldım.

Benim için yorucu ama bir o kadar da keyifli dönemlerdi. Şimdi Van’da yaşıyorum. Amacım Van’da bu alanda çalışmalarımı sürdürmek.

Cinsel terapi nedir yapılır, cinsel terapist kimlere denir?

Cinsel terapi, en sade haliyle cinsel sorunları olan birey veya çiftlere uygulanan bir terapi yöntemidir. Aynı zamanda cinsellikle ilgili kişiye eğitim vermedir.

Cinsel terapist, psikiyatriler ve psikologlar, (özellikle belirteyim lisansı psikoloji olanlar) tarafından cinsellikle ilgili eğitim almış, bu alanda uzmanlaşmış kişilere denir.

Bu öyle kısa sürede ve birkaç eğitimle olacak bir iş değil. Sürekli bu alanla ilgili aktif olmak yapılan çalışmaları takip etmek gerekir. Aslında bu son söylediğim tüm meslek grupları için geçerli. Psikoloji için de sürekli bilgiler güncellenmelidir.

“Cinsel tedaviler de bilimsel olmalı”

Peki cinsel terapiye kimler gitmeli?

Birey veya çift, cinsel bir sorun yani erken/geç boşalma, cinsel isteksizlik, ereksiyon problemleri, uyarılma ve orgazm bozuklukları, vajinismus, disparoni gibi bunlardan herhangi bir veya birkaçını yaşadığında terapiye gelebilir.

Bahsettiğim sorunlar tıbbi veya biyolojik bir neden bağlıysa bunun tedavisini ürologlar, kadın hastalıkları ve doğum uzmanları veya psikiyatrisler yapar.

Danışanlar genelde tıbbi konsültasyondan geçip tıbbi nedene ek tedavi olarak veya kaynağının psikolojik etmenlerle ilişkili sorunlarla cinsel terapiye ihtiyaç duyar. Tüm tedaviler gibi cinsel tedaviler de bilimsel verilere dayalı olmak zorunda.

Bazı danışanlarımız da cinsellik, cinsel ilişki, cinsel mitlerle ilgili karşılaştıkları zorluklarla ilgili bilgi alma amaçlı bize başvurabiliyorlar. En sık başvuru grubu ebeveylerin çocuklarına cinsel eğitimi nasıl vereceği ile ilgili alanlar.

“Cinsellik eğitimine herkes ulaşabilmeli”

Cinsel eğitimden bahsettiniz bu tam olarak ne zaman başlar?

Cinsellik anne karnında başlayan bir süreç ve kişinin yaşamı boyunca ihtiyaç duyacağı bir alan. Cinsellik eğitimi herkesin hakkıdır ve ulaşılabilir olması gerekir. Tam zamanı yoktur, her zaman hayatın her yerinde olabilen doğal bir süreçtir.

Başörtülü bir kadın olarak seçtiğiniz alan haliyle dikkat çekiyor, nasıl karar verdiniz bu alana?

Bu soruyu duyduğumda yadırgıyorum bazen de anlamaya çalışıyorum. Cinsel kimlik, dini görüş veya yaşam biçimi herhangi bir meslekte ön planda olmamalı.

Benim kadın olmam, başörtülü olmam mesleğimde öne çıkacak unsurlar değil. Aldığım eğitimlerle, yaptığım çalışmalarla, başarılarımla bu alandayım.

Herhangi bir meslekte cinsiyet, giyim-kuşam bir dezavantaj görülmediği gibi bu alanda da görülmemeli.  Bu mesleği neden seçtim kısmına gelecek olursam, cinsellik ile ilgili konular herkesin fısıldayarak konuştuğu, doğru ve yeterli bilgilerin olmadığı bir alan.

Açıkçası bu konuda çok fazla eksiğin olduğunu ve insanların için eğitimin ulaşılabilir olmasını istedim. Cinsellikle ilgili her şeyi daha sesli ve daha bilimsel konuşmak, insanların bu konularda yaşadığı sorunları yok saymak yerine çözüm üretebileceğine dair bir alanda olmak istedim.

“Ailem hep yanımda oldu”

Ailenizin ve çevrenizin tepkisi ne oldu?

Ailemin herhangi bir olumlu veya olumsuz tepkisi olmadı. Çünkü her öğrenci gibi ben de yapabileceğim bir alana yöneldim. Bu çok olağan geldi.

Bana ailem hiçbir zaman neden diye sormadı veya zorlanırsın bu alanda istersen başka bir alan seç demedi. Bu konuda şanslıyım çünkü eğitim hayatım boyunca yaptıklarımı sorgulamadan hep yanımda oldular.

Ailem dışında herkesin farklı tepkileri oldu. En sık gelen soru konuşurken utanmıyor musun oluyor. Gülümseyerek utanmadığımı ve bunun benim işim olduğumu söyledim. Aslında işim olmasa da utanmazdım. Mesleğimi söyler söylemez bıyık altından gülmeler vs de oluyor.

“Sosyal medyada insanlar çok acımasız”

Sosyal medyada başörtülü fotoğraflarınız var ve mesleğiniz ile ilgili paylaşım yapınca “tepki’’ alıyorsunuz. Bu gibi eşitsiz bir yaklaşıma ne söylemek istersiniz?

Sosyal medyada insanlar çok acımasız, bu büyük ihtimalle yüz yüze olmamanın rahatlığından kaynaklanıyor. Uzun süredir bu tepkilere maruz kalıyorum. Kalmaya da devam edeceğim.

Herhangi bir paylaşım yaptığımda bunun olabileceğini bilerek hareket ediyorum. Şimdiye kadar hiç kimseye bu tepkilerinden dolayı olumsuz bir geri dönüt vermedim. Küfür ve hakaret içerikli olanları da genelde engelledim.

İnsanlar aslında kendi doğru bildikleriyle hareket ediyor. Öğrendikleri, bildikleri, idealize ettikleri başörtülü kadın profilini karşısında görmeyince öfkelenebiliyor, saldırganlaşabiliyorlar. Aralarında fikirlerini, bakış açılarını değiştirebildiğim, benden bu konuda yardım alanlar oldu.

‘Doğru bilgiden dolayı teşekkür eden de çok’

Aslında bunca tepki sizin gördüğünüz kısım. Bir de kimsenin bilmediği taraftan bahsedelim. Bana çok güzel mesajlar atanlar, teşekkür edenler, bilgi isteyenler, sorunu olup terapi için cesaretlendirdiğim çok insan oldu. Bu konuda birilerini yönlendirebilmek, ona iyi gelmek, doğru bilgiyi almasını sağlamak her zaman beni mutlu etti.

“Kadınları kategorize ediyorlar”

Başı kapalı kadınları “başı kapalı ama çok başarılı’’ gibi sözde destekleyici sözlerle destekleyenler de oluyor. Ne hissettiriyor, ne söylemek istersiniz?

Başı kapalı, türbanlı, muhafazakâr, başörtülü hangi tabiri kullanırsak kullanalım kendi seçimlerini oluşturma özgürlüğüne sahip her kadın çok şanslı.

Bir şeyleri kategorize etmek, farklılaştırmak bunun üzerinden eleştirmek veya desteklenmek her zaman farklı hissettirmiştir. Bu farklı diye adlandırdığım his beni hiçbir zaman ayrıcalıklı veya alt bir durum gibi hissettirmedi. Bu farklı his aslında karşıdakinin bakış açısını anlayamadığım zaman ortaya çıkıyor. Kişinin yaşam değerlerine değil de başarısına odaklanılması gerekir.

“Asıl sorun cinselliğin yok sayılması”

Siz mesleğinizi bildiğim kadarıyla küçük bir yerde, Van’da yapıyorsunuz. Bunun zorlukları ile karşılaşıyor musunuz?

Aslında bu sadece Van’da değil, Türkiye’nin birçok yerinde uygulanması zor bir alan. Bunun temel nedenini de cinsellik kavramıyla seks kavramının karıştırılması ve bu alanın hep örtük kalması, ayıplanmasıdır. Bu geçmişten günümüze süre gelen bir talihsizlik diyelim.

Yeri gelmişken açıklamak istiyorum. Cinsellik; psikolojik, fizyolojik ve sosyolojik yönleri olan insanın doğuştan getirdiği cinsiyetine ait özelliklerin tümüdür.

Seks ise iki insan arasında her iki tarafın onayı ile sevginin, ruhun, bedenin paylaşılmasıdır. Toplumuzun iki kavramı özdeşleştirdiği için biraz da bu konularda tedirgin. Van’a dönecek olursak Van’da herhangi bir kişinin bana ulaşması noktasında zorluk yaşıyorum. Yani herhangi bir cinsel problemi olan bireylerin veya çiftlerin yaşadığı sorunun çözümünü araması noktasında bir tıkanıklık söz konusu. Ama genel olarak bana gelen danışanlar başka sorunlarla gelip asıl sorun olan cinselliği yok sayıyorlar.

Birlikte bunu keşfediyoruz. Son olarak şunu da ekleyeyim, yerleşmiş cinsel bilgilerin yerine yenisini koymakta, kişinin buna bakış açısını değiştirmekte zorluk yaşıyorum.

“Pandemide ücretsiz terapi yaptım”

Zor bir alandasınız, ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz?

Psikoloji alanına büyük saldırılar oluyor belki gündemde görmüşsünüzdür. Açık öğretim mevzusu, lisansı psikoloji olmayan herhangi bir meslek grubunun bu alana girmesi ve kendini “yetkin ve yeterli” görmesi gibi uzun zamandan beridir savaşını verdiğimiz birçok zorluk var. Bu gibi alan istismarcıları yüzünden kişilerin psikologlara olan bakış açıları ve güvenleri değişebiliyor ne yazık ki.

Kişisel olarak zorluk yaşadığım bir diğer alan ise insanların ekonomik olarak bu alana para harcamak istememesi veya bu güçte olmaması. Tabii ki ekonomik gücü yetmeyen insanlara elimden geldiğince yardım ediyorum.

Pandemi döneminde özellikle şiddet gören kadınlar, cinsel problemler yaşayan çiftler, ihmale ve istismara uğrayan çocuklara ücretsiz danışmanlık, online terapiler yapmaya başladım.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Öncelikle insanların cinsellik, cinsel eğitimle ilgili bilgilere doğru kaynaklardan, uzman kişilerden ulaşmasını ve bu alanda yaşayabilecekleri veya yaşadıkları herhangi bir cinsel sorunun elbet bir çözümü olduğunu, bu çözümü aramaktan da hiçbir zaman çekinmemeleri gerektiğini, bunun son derece doğal olduğunu ve cinsel eğitimin herkesin hakkı olduğunu söylemek istiyorum.

Son olarak da sadece cinsellik ile ilgili değil herhangi bir konuda yardım almak isteyen kişilerin çekinmeden, rahatlıkla psikoloğa gitmelerini öneririm.

Burada kritik olan şu: Lisansı psikoloji olan ve bu alanda eğitimler almış, kendini geliştirmiş meslektaşlarımı araştırıp öyle gitmeleri gerekir.