Yükselen Irkçılığa Karşı Arjantin Kadın Buluşması

Dilan Bozgan Ekim 2018
Facebook Twitter Google

Buenos Aires’ten Patagonya’ya, yani kuzeyden güneye doğru Atlantik kıyılarınca Arjantin‘in uçsuz bucaksız düzlüklerini katettik. Yaklaşık 24 saatlik otobüs yolculuğumuzun sonunda Chubut eyaletinin Trelew şehrinde 33. Ulusal Kadın Buluşmasını yapmak üzere buluştuk. Geçtiğimiz her bir terminali, şehri ve yolları kadın kahkahalarıyla doldurduk.

Tedirginlik de bir yandan yolculuğumuza eşlik etmekteydi. Zira sosyal medyada ve Whatsapp’da havaalanındaki sıkı güvenik önlemlerine dair haberler yayılmaktaydı. Söylenene göre polis “Güvenlik Bakanlığı’ndan gelen bir emir” gereği göçmenlik alanında Trelew’e, yani Ulusal Kadın Buluşması’na, gidenler için ayrı bir sıra yapıyordu. Bu kişilerin kimlik numaralarından oluşan bir “Yıkıcılar Listesi” oluşturuyordu.

Nitekim, Chubut eyaleti sınırına varır varmaz otobüsümüz durduruldu. Gayri ciddi de olsa bir arama yapıyormuş numarası yapıldı, kahkalarımızın yerini tedirginlik alsın diye uğraşıldı. Ama yılmadan yolumuza devam ettik.

Trelew’e vardığımızda terminalden çıkar çıkmaz gözümüze choriso/hamburger satıcısında (yani bir nevi Arjantin sokak köftecisi denilebilir) “Ni Una Menos” (Bir Kadın Daha Eksilmeyecek) yazılı kırmızı bir pankart çarptı. Daha sonra öğle yemeğimizi burada yemeye karar verip kalacağımız eve doğru yol aldık.

Bu 100 bin nüfuslu şehir, biz daha varmadan dedikodularla çalkalanmaya başlamıştı. Kilisede, hükümet binasında, belediye binasında ve Ana Çocuk Sağlığı binasında sıkı güvenlik önlemleri alınmış, binaların etrafı tellerle çevrilmişti. En komiği de Ana Çocuk Sağlığı binasındaki önlemlerdi.

Arjantin politikasına bu yıl damgasını vuran “Aborto Legal” (“Yasal Kürtaj”) kampanyasının süresince geliştirilen kürtaj karşıtı yorumların en tuhafını böylece ev sahibemizden dinledik: “Kadınlar bebekleri yemeğe ya da öldürmeye geliyorlar.” Bir dönem Türkiye’de de kürtaj meselesi gündeme oturduğunda benzeri bir argüman ileri sürülmüştü. Arjantin’de kürtajın yasallaşmasına yönelik sunulan kanun tasarısı Arjantin Kongresi’nde tartışılırken, tasarıya hayır diyen bir kısım kongre üyesi kürtajın bebek öldürmekten bir farkının olmadığını ileri sürdüler. Belli ki, halk arasında bu argüman harfiyenen bebek öldürmek olarak yorumlanmıştı.

1986’dan bu yana; yani, 1976’da başlayan ve 1983’de “Demokrasinin Yeniden Tahsisi” ile sonuçlanan askeri rejimin aşağı yukarı sona ermesinden bu yana gerçekleştirien Ulusal Kadın Buluşmalarının şimdiye kadar Arjantin’in en Güney’de yapılanı bu 33. Buluşma. Arjantin’in kuzey-güney ekseni Türkiye’nin batı-doğu eksenine benziyor.

Ancak burada belirteyim, devlet bu buluşmayı hiç mi hiç istemiyordu. Bu nedenledir ki absürd söylemler, bizler şehre daha varmadan her yanı kaplamıştı. Arjantin’in güneyi yani Mapuche ve Tehuelche halklarının ulus-devletleşme süreci öncesi kontrolünde olan Patagonya, Arjantin’in ulus-devlet konsolidasyon sürecine en çok direnen topraklar olagelmiş. 1883’te Juan Manuel de Rosas’ın düzenlediği “Campaña del Desierto” (Çöl Seferi) olarak bilinen askeri sefer sonucu Patagonya’da ara ara gerçekleşen yerli isyanlarına bir son verilerek Patagonya Arjantin topraklarına resmi olarak katılmış. Bu tarihsel arka plan, farklı biçimlerde de olsa, tekrar ediyor. 1990’lardan bu yana Mapuche-Tehuelche halklarının yeni isyan biçimleri ise, kendi adlandırdıkları biçimiyle “toprakları geri kazanma” (“recuperación de las tierras”). Yaşlı yerlilerin anlatılarına dayanarak eskiden kendi atalarına ait olduklarını tespit ettikleri toprakları geri almaya dayanıyor.

Köfteci Luisana’nın dediği gibi “Trelew’in bir daha eskisi gibi olmayacağını”, Patagonya’nın bugüne kadar yalnızlıkla sürdürdüğü direnişin kadınların omuzunda başka bir anlam kazanacağını biliyorlardı. Zira sanki ağız birliği yapmışcasına eşinden şiddet gören ve karşılık verdiği için 8 yıl boyunca yargılanan, ama en sonunda davası düşen Luisana gibi,  Buluşma’nın organizasyon komitesi de açılış konuşmasında aynı şeyi söylüyordu: “Çoğul farklılıklarımızla kolektif inşayı kadınların gönüllü katılımıyla ve çabasıyla gerçekleştireceğiz”.

Bu yüzden, artık Trelew’de ne inkar, ne imha ne de üstünü kapatmaya yer olmayacak. Patagonya bundan böyle yalnız kalmayacak. Daha sonra yürüyüşte de Trelew sokaklarını dolduran sloganın dediği gibi “Nasıl bir an ama, nasıl bir an ama, bütün her şeye rağmen yaptık sizlere Buluşma”.*

Yasal kürtaj tartışmalarının ardından gelen Buluşma

Bu seneki 33. Buluşma’nın, yani 33 yıldır kadınların yılmadan ördüğü bu sürecin, yapıldığı yer ve zaman açısından iki önemli sembolik anlamı var.

Zaman açısından önemi şu, “Ni Una Menos” ile başlayan kadın eylemleri ve kampanyalarını son dönemde, yani Temmuz 2018’de, “Kürtajın Yasallaşması” için sunulan yasa önergesi ve önergenin Kongre’de kabul edilmesi takip etti. Ancak, Kongre’de onaylanan yasa önergesi Ağustos 2018’de Parlamento’da kabul edilmedi. Yine de bu süreçte “Aborto Legal” kampanyası oldukça güçlendi ve kürtaj tartışmaları uzunca süre Arjantin’in bir numaralı siyasal gündemlerinden birisi oldu ve hala da olmaya devam ediyor.

Papa Francisco’nun memleketi olan Arjantin’de çoğunluğun Katolik olduğunu ve Katoliklerin kürtaja karşı olduğunu ve çoğu Latin Amerika ülkesinde kürtajın yasak, üstelik kadının hayatını tehlikeye düşürme pahasına yasak olduğunu da ekleyeyim. Sadece tartışma aşamasında kalsa da bu gelişmeler, kadın hareketinin şimdiye kadar kürtaj meselesi ile ilgili en büyük kazanımı elde ettiği bir süreci ördü.

Bugün sokaklarda yeşil başörtüsü (pañuelo verde*) takarak kampanyaya desteğini veren kadın sayısı inanılmaz derecede fazla. Özellikle de genç kadınların desteği önümüzdeki süreçte de tartışmanın sıcaklığını koruyacağını gösteriyor. Dolayısıyla tüm bu hareketliliklerden bu yana gerçekleşen ilk kadın buluşması olmasıyla önemliydi bu 33. Buluşma.

Buluşma, devletin baskıcı yerli halk politikalarına bir cevap

Mekan açısından önemi ise Arjantin’in son bir yıldır süregelen diğer en büyük siyasal gündemini oluşturuyor.

Patagonya, Mapuche-Tehuelche’lerin çoğunlukla yaşadığı bölge. Bölgeye baskı sağcı hükümet başa geldiğinden, yani 2015’in sonlarındaki Başkanlık seçimlerinden bu yana, özellikle de 2017’deki Kongre seçimlerinden sonra sağçı hükümetin Kongre’de de çoğunluğu sağlamasından bu yana oldukça artmış durumdaydı.

Zira yukarıda bahsettiğim “toprakları geri kazanma” ismiyle adlandırılan eylemler Yeni sağcı hükümeti rahatsız ediyordu. Soya yetiştirmek üzere örneğin Benetton ve Monsanto gibi firmaların satın aldığı veya kiraladığı topraklarda böylesine eylemlerin olması hükümetin işine gelmiyordu.

1 Ağustos 2017’de Jandarma tarafından göz altına alındıktan sonra kaybedilen ve en son 17 Ekim 2017’de Chubut Nehrinde cesedi bulunan Santiago Maldonado vakasından ve Patagonya’da yer alan bir diğer eyalet olan Río Negro’da 23-25 Kasım 2017’de Lafken Winkul Mapu topluluğunda gerçekleşen eylemlerin Mapuche bir genç olan Rafael Nahuel’in öldürülmesiyle sonuçlanmasından bu yana da yapılan ilk kadın buluşması oldu 33. Buluşma. Yani devletin baskıcı yerli halk politikalarına bir cevap olarak örgütlenmiş olması nedeniyle de oldukça önemliydi kadınların bu Buluşması.

“Ulusal” yerine “plurinasyonal”

14 Ekim Pazar günü, atölye çalışmalarının bitmesinin ardından yapılan yürüyüş’te sokaklar “ulusal” yerine “plurinasyonal”* (çok-uluslu) olsun diye yankılandı.

Bu sene Buluşma’dan önce yapılan hazırlık çalışmaları sırasında yerli kadın hareketleri “Ulusal Kadın Buluşması” ifadesinin “ulusal” kısmının sorgulanmasının önemini gündeme getirdi. Bu kavramın Arjantin’in kuruluşundan bu yana devam eden milliyetçi ve ırkçı söylemleri beslediğini ve Arjantin topraklarında yaşayan yerli kadınların deneyimlerini dışladığını belirttiler. “Marcha de Mujeres Originarias por el Buen Vivir” (İyi Yaşam*için Yerli Kadın Yürüyüşü) hareketinin öncülüğünde, Buluşma’nın organizasyon komitesine bu konuyla ilgili öneri sundular.

Bu öneri, konuyla ilgili düzenlenen atölye ve panellerde yaşanan tartışmalar, yerli kadın hareketlerinin kendi iç tartışmaları ve yürüyüş sırasında atılan “plurinasyonal” sloganlarıyla 33. Buluşma’ya damgasını vurdu.

Daha radikal bir pozisyon alan Marcha de Mujeres Originarias por el Buen Vivir hareketi kurucusu ve sözcüsü Moira Millán, “Arjantinli feministlerin ‘beyaz’lıklarını sorgulamaları gerektiğini” vurguladı. “Halkların Kendi Kaderini Özgürce Tayin Hakkı için Kadınlar” ismiyle düzenlediği atölyeye yüzlerce kadın katıldı ve çok sert tartışmalar yaşandı.

Bu atölyeden başka bir de “Yerli Halkların Kadınları” isimli bir atölye vardı. Son olarak Direnişteki Abya Yala Feministleri Masası’nda da bu talep dile getirildi. Moira Millán’dan farklı olarak diğer yerli kadın hareketlerinden kadınlar yaşadıkları baskıları ve özellikle son dönemde Arjantin’de artan ırkçılığı dile getirdiler ve tüm “hepimizin içimizde gizli de olsa barındırdığımız ırkçılığı sorgulamamamız gerektiğini” söylediler. Kısacası Arjantin’in siyasi gündemiyle paralel olarak ve Latin Amerika’da 2015’ten bu yana yükselen sağcılık karşısında bu tartışmalar kaçınılmazdı.

Ancak tüm bu tartışmalar sonuç verdi. Buluşma sonunda 15 Ekim Pazartesi Kapanış sırasında yapılan oylamadan sonra Ulusal Kadın Buluşması ismi “Plurinasyonal Kadın, Lezbiyen, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel Buluşması” olarak değiştirildi. 34. Buluşma bu isimle yapılacak.

Kadınlar devrimci muhalif kanadı yeniden örüyor

Arjantin kadın hareketi bu isim değişikliği ile birlikte ve tüm baskılara rağmen Buluşma’nın Patagonya’da gerçekleştirilmesi ile son iki yıldır yükselen ırkçılık, milliyetçilik ve hıristiyanlaşmaya en büyük cevabı vermiş oldu.

Bu sağcı yükseliş karşısında radikal sol ve liberal sol oldukça yetersiz kalmıştı. Görülen o ki kadınlar Latin Amerika’yı boydan boya saran bu sağcı yükselişe karşı en büyük devrimci özneler olarak ortaya çıkmaktalar. 60 binden fazla kadının tüm baskılara, uzaklığa ve yaratılmaya çalışan korkuya rağmen Patagonya’ya akını sanırım başka türlü açıklanamaz.

Latin Amerika’nın sömürgecilik tarihinin bir devamı olan ulus-devletlerin temel dayanağı olan ırkçılık, kadınlar tarafından derinden sorgulandı bu buluşmada. Zira 70’lerdeki darbeci rejimler ve bugünkü sağcı yükseliş hep bu temel üzerine inşa edilegelmekte.

Son olarak kadın cephesinin; sağçı, ırkçı, milliyetçi yükselişe karşı son yıllarda ortaya çıkan en büyük cephe olduğunu söyleyeyim. Brezilya’da sağcı ve açıkça faşist başkan aday Bolsonaro’ya karşı da “Ele Nãu” (“Hayır”) hareketi kadınlar tarafından örgütlendi. Görünen o ki Latin Amerikalı kadınlar, solun başaramadığı yükselen faşizme karşı muhalefeti birleştirmeyi gerçekleştiren temel özneler olarak ortaya çıkıyor.

Arjantin’de, kadınlar, hükümetin “yasal kürtaj” kampanyası sırasında yapmaya çalıştığı tüm “içererek yok etme” çabalarına karşı dimdik durdular. 60 binden fazla kadının “her şeye rağmen” gerçekleştirdikleri Buluşma, adeta devrimci muhalif kanadın kadınlar tarafından yeniden örülmesinin öncülüğünü gerçekleştirdi.


* İspanyolca’daki kafiyeyi tutturmaya çalıştım. Ama aslını merak edenlere yazayım: “Que momento, que momento! A pesar de todo, les hicimos el Encuentro!”

* Pañuelo Verde, yani yeşil başörtüsü, Plaza de Mayo annelerinin kullandığı örtünün benzeri. Annelerin kullandığı beyaz örtü sembolünü de içeriyor. Bunun karşısında, kürtaj karşıtları da açık mavi örtüyü (pañuelo celeste) sembolleri olarak kullanıyorlar.

* Plurinasyonal terimi Ekvator ve Bolivya’da farklı yerel halkların yasa önünde tanınması sürecinde ortaya atılan bir terim. Ulus-devletin tek-tipleştirici “ulusal” tanımına karşılık, aynı topraklarda birçok farklı ulusun yaşadığını savunan terim “Çok-Uluslu” denilebilir.

* Bu kavram özellikle Bolivya’da geliştirilen bir kavram. Kalkınmacı politikaların yarattığı yeni sömürgeci düzene karşı Yerli Halkların kozmolojisine dayanan yeni bir “kaliteli” yaşam perspektifi sunuyor.

  • Etiketler