Anayasa Mahkemesi Nafaka Hakkını Yok Saydı

Evrim Kepenek Aralık 2019
Facebook Twitter Google

Anayasa Mahkemes’inin Resmi Gazetede yayımlanan kararına göre, karısından 2011’de boşanan dört çocuk babası İbrahim Acar’ın, eşine ayda 100 lira, her çocuk için 75’er lira nafaka ödemesine karar verildi.

Anadolu Ajansı’nda yer alan habere göre, Acar’ın boşandığı kocası, kendisi ve çocukları için hükmedilen nafaka miktarının artırılması için 2014’te dava açtı.

Dava dilekçesinde, velayetleri ev kadını olan ve geliri bulunmayan annede bulunan çocukların dördününün de öğrenci olduğu, birinin üniversitede okuduğu belirtildi.

Davaya bakan Konya 4. Aile Mahkemesince, tarafların ekonomik durumu araştırıldı.

Araştırmada,”Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde memur olan başvurucu İbrahim Acar’ın aylık geliri hakkında bilgi edinilemediği, ikinci kez evlenen Acar’ın eşinin öğretmen olduğu, babasına ait evde kira vermeden oturduğu, 4 çocuğun velayetinin bulunduğu annenin ise ilkokul mezunu olduğu, babasına ait evde oturduğu, nafaka dışında 200 lira belediyeden yardım parası aldığı, çocukların ikisinin il dışında, ikisinin ilköğretim çağında öğrenci olduğu” belirlendi.

Konya 4. Aile Mahkemesi, bunun üzerine Acar’ın eski eşe aylık 250, üniversite öğrencisi çocuk için aylık 300, diğer üç çocuk için ayrı ayrı 150 lira nafaka ödenmesine karar verdi.

İbrahim Acar ise hastanede şirket elemanı olarak asgari ücretle çalıştığını, maaşının 950 lira olduğunu, maaşından daha yüksek miktarda toplam 1000 lira nafakaya hükmedilmesinin haksız olduğunu iddia ederek, kararı temyiz etti.

Başvurucu, kararın Yargıtay tarafından onanmasının ardından Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.

Karar

Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 17. maddesinde koruma altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

Gerekçede, tarafların ekonomik durumlarının araştırılması sırasında sadece kolluk tarafından verilen bilgileri esas alan mahkemenin, başvurucunun boşandığı eşi ve dört çocuğu için 1000 lira nafaka ödemesine karar verdiği hatırlatıldı.

Mahkemenin, başvurucunun memur olarak çalıştığını kabul edip aylık geliri hakkında bilgi sahibi olmadan karar verdiği belirtilen gerekçede, başvurucunun memur olarak değil, şirket elemanı olarak asgari ücretle çalıştığını, 950 lira aylık aldığını iddia ettiği kaydedildi.

Nafaka ölçülü değilmiş

Başvurucunun bu iddiasının doğru olması durumunda ödeyeceği 1000 liralık nafaka miktarının ölçülü olmadığı ifade edilen gerekçede, şunlar kaydedildi:

“Başvurucunun geliriyle ilgili iddialarını sunmasına karşın derece mahkemesi başvurucunun çalıştığı kurumla iletişime geçmemiş, aylık gelirini araştırmamış, kararda da bu iddiayla ilgili bir gerekçe ortaya koymamıştır. Derece mahkemelerinin kararları başvurucunun davanın sonucuna etkili olabilecek iddia ve itirazlarına cevap verecek nitelikte yeterli bir gerekçe içermemiştir. Bu sebeple kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının korunmasına yönelik usule ilişkin güvencelerin yerine getirilmediği sonucuna varılmıştır.”

Yüksek Mahkeme, kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılarak ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Konya 4. Aile Mahkemesine gönderilmesine karar verdi.

Nafakaya karşı yürütülen anti kampanya bilinçli olarak yaratılan ve asıl olarak kadınların büyük mücadele vererek kazandıklarına hakkına yönelen gündemlerden sadece biri.

Akkaya: Asıl nafaka mağdurları kadınlardır

Mor Çatı Vakfı avukatlarından Ceren Akkaya, nafakaya yönelik saldırılara ilişkin bianet’e verdiği söyleşide şöyle dedi:

“AYM’nin verilen nafaka miktarının Anayasa’nın 17. maddesini yani ‘Kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme ve koruma hakkını’ ihlal ettiğine ilişkin karar, nereden bakarsanız bakın yanlış ve Anayasa’ya aykırıdır. Bahsi geçen dosyada 4 çocuk ve 1 eski eş var. 4 çocuk için verilen nafaka miktarı ise toplam 750 TL.
“Bu çocuklardan biri üniversiteye gidiyor. Ebeveynlerden biri olan baba çocukların asgari bakımını sağlama yükümlülüğüne sahip değilmiş gibi bir karar vermiş Anayasa Mahkemesi.
“Böylesi bir durumda, çocukların  eğitim ve en temel ihtiyaçlarının ebeveynlerce ancak maddi imkanları yoksa devlet tarafından karşılanması gerekirken “Kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme ve koruma hakkı”ndan bahsetmek mümkün olabilir mi? Ayrıca o dönemde 950 TL asgari ücrete mahkum edilmiş kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme ve koruma hakkı, bunun yanında Anayasa’nın 41-42. maddesi de aslında ihlal edilmiş oluyor.
“Verilen nafaka miktarı sanki tamamen eski eşe ödenen yoksulluk nafakasıymış gibi de lütfen algılanmasın. Aksine çocukların ihtiyaçları için ödenmesi gereken bir nafaka ve hatta olması gerekenin çok çok altında miktarlar. Asıl nafaka mağdurları da kadınlar üstelik.
“Bu karardan aslında tek bir sonuç çıkıyor: Devlet kişilerin ve çocukların en temel ihtiyaçlarını karşılayacak sosyal politikalar yürütemiyor. İnsanların yoksulluğa mahkum olması bunun bir sonucu. Nafakayı düşman olarak göstermek devletin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Burada yükümlü olan taraf devlettir, eski eş veya çocuklar veya asgari nafakayı dahi ödeyemeyen baba değil.”